x

Son Dakika Haber Gönder Video Yazarlar Künye İletişim
ÇAY KONUSUNDA BUNLARIDA BİRİ YAZMALI

Bugün kaleme aldıklarım belki bazı çevrelerinÇAY KONUSUNDA BUNLARIDA BİRİ YAZMALI. B.Arif.TURAN kaleminden
  Bugün kaleme aldıklarım belki bazı çevrelerin hoşuna gitmeyecek. Eleştirileceğimi de biliyorum. Ama susarak çözülecek bir noktada değiliz artık. 

    Yaş çayın bugünkü durumu ve yarını, birilerinin açıkça konuşmasını gerektiriyor.

   Öncelikle gerçekle yüzleşelim.

  Ülkede kuru çay pazarı, nüfus artmasına rağmen daralıyor. Buna karşın çay ekim alanları kontrolsüz biçimde genişliyor. Mevcut çay kanunu ise sahada uygulanmıyor. Bu çelişki, sektörün dengesini her geçen yıl biraz daha bozuyor.

   Bir başka gerçek daha var.

  Çay üzerinden siyaset yapılması. Kota, kalite, kadro gibi başlıklar üzerinden yürütülen tartışmalar, sektörün temel sorunlarını çözmek yerine Çaykur ve diger markaları yıpratıyor. Özellikle Yaş çay alımları üzerinden yürütülen bu tartışmalar, çaya da üreticiye de fayda sağlamıyor.

    Destekleme politikalarının kaldırılmasıyla birlikte piyasaya kalitesiz çöp çay ürünlerin girdiğini artık herkes görüyor biliyor. Budama uygulaması ise amacından sapmış durumda.Bir an evvel bu uygulamalar sıkı takip edilmeli her yıl aynı alanların budanmasinin onu alınmalıdır.Ve olmazsa olmaz piyasanın daraldığı ülkemizde sıkı şekilde  belli oranda çay alanları sökülmelidir.. Üretimde kaliteyi artırmak ülkemizdeki arz talep dengesini sağlamak için cesurca  bu yöntemler hayata gecirilmelidir. Bugün atilmayacak adimlar yarin tersine sonuçlar doğuracaktır.

    Özel sektör cephesine baktığımızda da tablo farklı değil. Birçok fabrika sahibi için çay sektörü artık eski cazibesini yitirmiş durumda. Ticaret hacimleri   içindeki paylarını  düşürdüler, Cay sektörü alanına verdikleri  önemi giderek düşürdüler. 

   Bunları sadece ben söylemiyorum. Bu toprakları seven, araştıran, düşünen herkes aynı noktada birleseceklerdir.. 

   Peki ne yapılmalı?

   Öncelikle, hatalı uygulamalardan hızla dönülmeli. Budama yeniden gözden geçirilmeli, çok sıkı denetlenmeli (aynı bahçe alanları budanmamalli) . Çay üretim alanlarında kontrollü bir daralmaya gidilmeli çay alanları sokulmeli  plansız büyümenin önüne bir an evvel geçilmelidir.

   Yasal düzenlemeler kağıt üzerinde kalmamalı. Yeni çay alanı açanlara, izinsiz fidan üretip satanlara ciddi yaptırımlar uygulanmalı. Destekleme mekanizması, sembolik de olsa yeniden devreye alınmalı ve Çay sektörü bütünüyle kayıt altına alınmalıdır.

   Sanayici korunmadan bu sektör ayakta kalamaz. Uygun kredi imkanları sağlanmalı, ancak bu kredilerin başka alanlara kaydırılması da sıkı denetlenmelidir. Aynı zamanda özel sektörün kurumsallaşması teşvik edilmeli,rekabet, yıkıcı değil geliştirici olmalı.Sendikalasmaya gidilinmeli kurumsallasmalarinin önü açılmalıdır. 

   Sanayiciye düşen sorumluluk da var. Çaydan kazandığını başka sektörlere aktaran yatırımcı, bu sektörün kendisini var eden bu üreticiyi unutmamalıdır.Sanayicinin öcü olarak Üreticide  görmemeli ,karşılıklı güvenin tesis edilmelidir.

  Şunu da açıkça söylemek gerekirse, Eyyy sanayici Çay sektörü artık eskisi gibi yüksek kazanç kapısı olmadigini düsünüyorsunuz algi o yönde. Ey üreticide sizde “çay sektörü nasıl olsa devam eder” anlayışı sizdede var biliniyor ama büyük bir yanılgı içindesiniz. Eğer bu düşünce bu gidişat boyle sürerse, birkaç yıl içinde fabrikaların kapanması bile şaşırtıcı olmayacaktır.Çünkü sanayici atı aldı Üsküdarı çok dan geçti.

Sanayicileer bugün Siyasi iktidardan cekinmesinler lokomotif sanayicilerin üç beşi kapatır bunu burdan ifade ediyorum.

Öte yandan, önemli kurumsal değeri olan Çaykur’un rolü untulmamalı. Sadece ekonomik değil, sosyal kültürel anlamda da bu bölgenin omurgasıdır. Çaykur'u yıpratmak, zarar ettiği söylemi üzerinden itibarsızlaştırmak kimseye fayda sağlamaz...

Üreticiye de bir çağrım var..

Duyduğunuz her söze inanmayın. Siyasi tartışmaların, sendikal açıklamaların arkasındaki gerçekleri sorgulayın. Sorumluluğu sürekli aynı yere yıkan söylemlere karşı dikkatli olun.

Ve son sözüm emekçilere…

Bu sektörün görünmeyen yükünü çeken işçiler, alın terinin karşılığını istiyorsunuz  Uzun çalışma süreleri, güvenceli bir düzen talebi en doğal hakkinizdir fakat yıl on iki ay kadro afakidir.Ancak hak mücadelesi de gerçekçi bir süre  zemininde yürüttüğünüz çabalarınız da herkes arkanızda olur bilesiniz.

Özetle: Çay, bu bölgenin kaderidir. Ama kader dediğimiz şey, doğru yönetilmezse ağır bir yük haline gelir. Bugün konuşmazsak, yarın konuşacak bir sektör bulamayız .
Sevgilerimle Bayram Auuurif TURANu hoşuna gitmeyecek. Eleştirileceğimi de biliyorum. Ama susarak çözülecek bir noktada değiliz artık. 

    Yaş çayın bugünkü durumu ve yarını, birilerinin açıkça konuşmasını gerektiriyor.

   Öncelikle gerçekle yüzleşelim.

  Ülkede kuru çay pazarı, nüfus artmasına rağmen daralıyor. Buna karşın çay ekim alanları kontrolsüz biçimde genişliyor. Mevcut çay kanunu ise sahada uygulanmıyor. Bu çelişki, sektörün dengesini her geçen yıl biraz daha bozuyor.

   Bir başka gerçek daha var.

  Çay üzerinden siyaset yapılması. Kota, kalite, kadro gibi başlıklar üzerinden yürütülen tartışmalar, sektörün temel sorunlarını çözmek yerine Çaykur ve diger markaları yıpratıyor. Özellikle Yaş çay alımları üzerinden yürütülen bu tartışmalar, çaya da üreticiye de fayda sağlamıyor.

    Destekleme politikalarının kaldırılmasıyla birlikte piyasaya kalitesiz çöp çay ürünlerin girdiğini artık herkes görüyor biliyor. Budama uygulaması ise amacından sapmış durumda.Bir an evvel bu uygulamalar sıkı takip edilmeli her yıl aynı alanların budanmasinin onu alınmalıdır.Ve olmazsa olmaz piyasanın daraldığı ülkemizde sıkı şekilde  belli oranda çay alanları sökülmelidir.. Üretimde kaliteyi artırmak ülkemizdeki arz talep dengesini sağlamak için cesurca  bu yöntemler hayata gecirilmelidir. Bugün atilmayacak adimlar yarin tersine sonuçlar doğuracaktır.

    Özel sektör cephesine baktığımızda da tablo farklı değil. Birçok fabrika sahibi için çay sektörü artık eski cazibesini yitirmiş durumda. Ticaret hacimleri   içindeki paylarını  düşürdüler, Cay sektörü alanına verdikleri  önemi giderek düşürdüler. 

   Bunları sadece ben söylemiyorum. Bu toprakları seven, araştıran, düşünen herkes aynı noktada birleseceklerdir.. 

   Peki ne yapılmalı?

   Öncelikle, hatalı uygulamalardan hızla dönülmeli. Budama yeniden gözden geçirilmeli, çok sıkı denetlenmeli (aynı bahçe alanları budanmamalli) . Çay üretim alanlarında kontrollü bir daralmaya gidilmeli çay alanları sokulmeli  plansız büyümenin önüne bir an evvel geçilmelidir.

   Yasal düzenlemeler kağıt üzerinde kalmamalı. Yeni çay alanı açanlara, izinsiz fidan üretip satanlara ciddi yaptırımlar uygulanmalı. Destekleme mekanizması, sembolik de olsa yeniden devreye alınmalı ve Çay sektörü bütünüyle kayıt altına alınmalıdır.

   Sanayici korunmadan bu sektör ayakta kalamaz. Uygun kredi imkanları sağlanmalı, ancak bu kredilerin başka alanlara kaydırılması da sıkı denetlenmelidir. Aynı zamanda özel sektörün kurumsallaşması teşvik edilmeli,rekabet, yıkıcı değil geliştirici olmalı.Sendikalasmaya gidilinmeli kurumsallasmalarinin önü açılmalıdır. 

   Sanayiciye düşen sorumluluk da var. Çaydan kazandığını başka sektörlere aktaran yatırımcı, bu sektörün kendisini var eden bu üreticiyi unutmamalıdır.Sanayicinin öcü olarak Üreticide  görmemeli ,karşılıklı güvenin tesis edilmelidir.

  Şunu da açıkça söylemek gerekirse, Eyyy sanayici Çay sektörü artık eskisi gibi yüksek kazanç kapısı olmadigini düsünüyorsunuz algi o yönde. Ey üreticide sizde “çay sektörü nasıl olsa devam eder” anlayışı sizdede var biliniyor ama büyük bir yanılgı içindesiniz. Eğer bu düşünce bu gidişat boyle sürerse, birkaç yıl içinde fabrikaların kapanması bile şaşırtıcı olmayacaktır.Çünkü sanayici atı aldı Üsküdarı çok dan geçti.

Sanayicileer bugün Siyasi iktidardan cekinmesinler lokomotif sanayicilerin üç beşi kapatır bunu burdan ifade ediyorum.

Öte yandan, önemli kurumsal değeri olan Çaykur’un rolü untulmamalı. Sadece ekonomik değil, sosyal kültürel anlamda da bu bölgenin omurgasıdır. Çaykur'u yıpratmak, zarar ettiği söylemi üzerinden itibarsızlaştırmak kimseye fayda sağlamaz...

Üreticiye de bir çağrım var..

Duyduğunuz her söze inanmayın. Siyasi tartışmaların, sendikal açıklamaların arkasındaki gerçekleri sorgulayın. Sorumluluğu sürekli aynı yere yıkan söylemlere karşı dikkatli olun.

Ve son sözüm emekçilere…

Bu sektörün görünmeyen yükünü çeken işçiler, alın terinin karşılığını istiyorsunuz  Uzun çalışma süreleri, güvenceli bir düzen talebi en doğal hakkinizdir fakat yıl on iki ay kadro afakidir.Ancak hak mücadelesi de gerçekçi bir süre  zemininde yürüttüğünüz çabalarınız da herkes arkanızda olur bilesiniz.

Özetle: Çay, bu bölgenin kaderidir. Ama kader dediğimiz şey, doğru yönetilmezse ağır bir yük haline gelir. Bugün konuşmazsak, yarın konuşacak bir sektör bulamayız .

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar (0 Yorum)
Yorum Sıralaması:

Diğer Yazıları

KATMER'E AÇIK MEKTUP

02.12.2025 - 00:02


HELAL SANA URALOĞLU

20.05.2025 - 01:14


Rizelileri kandırmayın

29.12.2024 - 21:45


CERVATOĞLU CEVAP VERİYOR

28.12.2024 - 16:31


DUY BU SESİ VALİ BABA

21.12.2024 - 00:44


Oh be Rize kurtuldu

12.12.2024 - 01:13


SAHİPSİZ RİZE VE ARTVIN

14.07.2024 - 22:44


SAYİN AYAR'A SORUYORUM

30.11.2023 - 00:54


Başkan Son noktayı koydu

08.09.2023 - 11:30


RİZE DÜŞMANLARI

08.08.2023 - 23:19


Anasayfa Kategoriler CANLI YAYIN
ÜYE VE KÖŞE YAZARI GİRİŞİ
GİRİŞ BAŞARILI YÖNLENDİRİLİYOR
GİRİŞ BAŞARISIZ !