Rize
23 Nisan, 2024, Salı
  • DOLAR
    30.68
  • EURO
    33.14
  • ALTIN
    1997.3
  • BIST
    9045.97
  • BTC
    47101.943$

31 MART’A 2 KALA UMUDUMU KORUYORUM

30 Mart 2024, Cumartesi 00:15

Çok zor, hatta zor ötesi koşullarda milletçe mücadele ederek sahibi olduğumuz bu topraklarda özgürce yaşayabilmek, ibadetimizi yapabilmek, gelecek nesillerden beddua almamak adına 31 Mart 2024 yerel seçimlerini önemsiyor ve yarınlarımıza dair ümitlerimi koruyorum. 

Zira 31 Mart’ın özellikle İstanbul özelinde sadece bir yerel seçim olmadığını, Sayın Erdoğan ve hükümetinin Cumhurbaşkanının partisinin, adayının kazanabilmesi için seferber edilmişliğinden anlıyoruz. 
Fotoğraf bu olunca, üstüne üstlük bir de maaşı kuşa döndürülmüş bir emekli olarak seçime 2 gün kala kendimce haklı nedenlerimden bir çırpıda aklıma gelenleri sıralayarak neden İBB Başkanlığına aday gösterilen “memur” Kurum’a oy veremeyeceğimi izah etmek istiyorum.

Anlamak istemeyen anlamayacaktır ama aklını kiraya vermişler arasında belki deyip umudumuzu yeşertmeye çalışacak olanlarda olabilecektir diye de düşünmüyor değilim! 
Öncelikle belirtmeliyim ki mensubu olduğumuz bir siyasi parti olmasa da mutlaka oyumuzu kullanmalıyız. Hasta babamla beraber geçen yıl olduğu gibi bu yılda sandığa giderek vatandaşlık görevimizi yapacağız. Çünkü babamda ülkenin gidişatından, torunlarının istikbalinden kaygılı!

Desteklediğiniz parti yok diye sandığa gitmemeyi (en benimsemediğiniz partiye oy vermek anlamına geleceğinden) asla düşünmeyin, üşengeçlik yapıp sandığa gitmemezlik yapmayın!
Ben gideceğim dedim, çünkü;

Çok aklın tek akıldan üstün olduğunun bilincinde olarak daha ilk gündeme geldiğinden beri sakıncalarına dikkat çektiğim tek adam rejiminin ülkeyi ekonomik, sosyal, kültürel, dış politika açısından ne noktaya düşürdüğünü görebildiğim için, 

Milletin Cumhurbaşkanı yasal açıdan parti genel başkanı da olabildiğinden partisi ve hükümetinin tüm bakanları (eskiden seçim adaletli yürüsün diye 3 önemli bakanlığa seçim sürecinde tarafsız kimlikler atanırdı, oysa şimdi üçü de kapı ziyaretleri yapıyor), hatta kamunun tüm olanaklarıyla bir adaya karşı sahaya, seçim meydanlarına inerek haksız rekabet oluşturdukları için, 
İliç’i, Soma’yi, 6 Şubat sabahını, rahip Brunson’u, başbuğ Denktaş’ın yalnızlaştırılmasını, Sisi’yi, Esad’i megri megriyi, devletin televizyonuna çıkarılan bölücüleri, Salda’yı, merhum çöpe giden 2,5 milyar dolarlık Rus S400 füzelerini, oy vermezseniz hizmet alamazsınız tehditlerini, geride kalan dönemde kaybettikleri belediyelerde vatandaşa hizmetin önünü kesmelerini unutmadığım için, 
Kişisel hak ve hürriyetlere, eşitler ayrılığı ilkesine, parlamenter demokrasiye geçiş için fırsat oluşturabileceği için,  

Eğitim alanında ki tamiri belki kabil olmayacak uygulamalar yerine akıl, bilim temelli eğitime, anlayışa bir an önce dönmemiz gerektiği için,  
Sağlık sektörünün bütünüyle özelleştirilmeye doğru sürüklenmemesi, sosyal bir devlette her vatandaşın sağlık hizmetinden yararlanabilmesi için, 
Popülist, salt oya dönük iaşe tabanlı politikaların izlendiği dönemlerin sona ermesi, yoksulluğun ortadan kaldırıldığı, adil bölüşümün olduğu bir ülkem olsun istediğim için, 
Kendi insanımızdan esirgenenleri bahşettiğimiz, kaynaklarımızı karşılıksız kullandırdığımız, aslında göçmenlikle de uzaktan yakından ilgisi olmadan ülkemizi, kültürümüzü işgal eden, vergisiz kayıtsız belgesiz ticaret yapmalarına yol vererek Türk milletinin fertlerinin dükkanlarının kapanmasına neden olan, sayıları 10 milyonu bulan ve de doğum oranları bizden kat be kat fazla olduğundan Suriye vatandaşlarının ülkemin demografik ve siyasi yapısının bozulmasına bu milletin bir evladı olarak duyarlılık gösterdiğim için,
Kutsal dinimizin daha fazla siyasallaştırılmasına ve de tahrif edilmesi suretiyle insanımızın dinimizden uzaklaştırılmasına seyirci kalındığı için,
Bayındırlık konularında bire on maliyetle ve de abartılı müşteri garantili sözleşmelerle bugün açlık düzeyine düşürülmemize, gelecek nesilleri de ekonomik yönden ipotek altına alacak iş modellerine son verilmesi için,

Kanal İstanbul diye dayatılan projenin asla İstanbul Boğazına gemilerin geçişi için alternatifi olarak planlanmadığına, ekonomik ve hukuki yönden de olamayacağına, stratejik sakıncalarına,  bilim insanlarının çok sayıda konuda telafi edilemez sakıncalarını ortaya koyduğuna, önünde yatların da bağlanabildiği, su yolu kenarlarında yeme içme konaklama mekanlarının olduğu bir uydu kent rant projesine kapı aralamak olduğuna kanaatim olduğu için,

Toplumda güven duygusunun tamamen kaybolması, hak, hukuk, adalet kavramlarının içinin boşaltılmış olduğu için,
Medyanın tek elde toplanmasının haber alma – edinme özgürlüğü dahil sakıncalarını yaşadığımı için,
Ücret adaletsizliğinin, çok yerden maaşla nemalanmanın, liyakate dayalı olmayan atamaların, israfın sona ermesine katkı için,
Beton ekonomisinden üretim ekonomisine geçebilmek, kendi tohumumla tarımı öne çıkarmak, hayvancılığı tekrar geliştirmek, köylerde okulları yeniden yaşama geçirmek için ya da en azından parlamenter sisteme geçişin kapısının aralanmasına vesile olabileceği için Sayın Murat Kurum’a oy veremeyeceğim.
Yanılmıyorsam Victor Hugo’ya ait bir sözdü: 

“Siz yardım edilmiş yoksullar istiyorsunuz, Biz ise ortadan kaldırılmış yoksulluk…” 

20 milyona yakın bireyin farklı sosyal yardım fonlarından (!) beslendiğini medyadan okuyoruz. Bu sayede istihdama katkısı olmadan dolayısıyla üretmeden, çalışmadan en azından mutfağında çorbası kaynayanlara ve de Suriyeli seçmenlere rağmen ülkem, milletim için umudumu korumaya devam edeceğim. 
Siz de edin!

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum